KARAKALPAK TÜRKLERİ VE BUGÜNKÜ KARAKALPAKİSTAN
Last Updated on Pazar, 30 Mayıs 2010 01:24 Written by admin Pazar, 30 Mayıs 2010 01:23
      Karakalpak Muhtar Cumhuriyeti, Özbekistan Cumhuriyeti’ne baÄŸlı, özerk bir cumhuriyettir. Karakalpakistan toprakları güneydoÄŸuda Özbekistan, güneyde Türkmenistan, batı, kuzey ve doÄŸuda Kazakistan’la çevrilmiÅŸtir. Karakalpakistan tarihi Harizm toprakları üzerinde kurulmuÅŸtur. Bu topraklar Aral Gölü’ne dökülen Amu-Derya (Ceyhun)’nın deltası ile iki yanındaki araziden oluÅŸmuÅŸtur. Aral gölü Karakalpakistan’la Kazakistan arasında paylaşılmıştır. Amu-Derya’nın doÄŸusu Kızılkum çölüdür. Karakalpakistan Cumhuriyeti, Kızılkum çölünün batısını, Amu-Derya deltasını ve Üstyurt yaylasının güneydoÄŸu bölümünü kapsar. Kızılkum çölü kum tepeleriyle dolu çok geniÅŸ bir alandır. Çölün güneyinde Sultan-UlzdaÄŸ daÄŸları uzanır (En yüksek tepesi 473 m).
     En önemli ÅŸehirleri Törtkül, Çimbay, Hocaeli, Moynak, Kongrat, Biruni ve Tahta Köprü’dür. SSCB döneminde de TahiataÅŸ, Åžumanay, Karauzyak, Leninabad, Akmangit, Bustanlik, Komsomolsk, Üstürte, Karatav gibi yeni ÅŸehirler kurulmuÅŸtur. Yüzölçümü 164.900 km2 olup nüfus yoÄŸunluÄŸu km2 de 8.3 kiÅŸidir.
     Karakalpakistan’da kara iklimi hüküm sürer. Yağış pek azdır. Yıllık ortalama sıcaklık 10-13°C kadardır. Mevsimler ve gece ile gündüz arasındaki ısı farkı büyüktür. Kış ortalaması 5°C ve yaz ortalaması 29°C kadardır. Tipik bitki örtüsü step ve bozkırlardan oluÅŸur. Amu-Derya Deltasında ise Akdeniz bitkileri görülür.
 Karakalpak Türkleri’nin %92′si Karakalpak Muhtar Cumhuriyetinde yaÅŸamaktadır. Bunun dışında, Özbekistan’ın Harezm, Fergana bölgeleri, Türkmenistan’ın TaÅŸauz bölggesi ve Kazakistan’ın bazı bölgeleri ile Rusya Federasyonu’nun Astrahan bölgelerinde de Karakalpak TopluluÄŸu bulunmaktadır. Yine Afganistan’da 2000 kiÅŸi ve İran’da birkaç bin Karakalpak olduÄŸu zannedilmektedir.
     Karakalpak nüfusu 1979′dan günümüze %40 oranında artmıştır, nüfus oldukça gençtir. Kadın nüfusu erkeklerden oran itibariyle fazlalık gösterir. 2000 yılında Karakalpak nüfusunun yaklaşık 700.000 olması beklenmektedir. Yıllık artış oranı %3.96 olarak hesaplanmıştır.
     Karakalpak Türkleri’nin %92′si kendi cumhuriyetlerinde yaÅŸamalarına raÄŸmen burada Özbeklerle aynı nüfus oranına (%32) sahip olup ülkede çoÄŸunluÄŸa sahip bulunmaktadırlar. Bu durum onlar adına kurulan Muhtar Cumhuriyetin suni bir kuruluÅŸ olduÄŸunu göstermektedir.
Karakalpak Türkleri asılları itibariyle X-XII yüzyıllarda yaÅŸayan Peçeneklerin ahfadındandırlar. Tarihi kaynaklarda “Siyah Külahlılar” veya sadece “Külahlılar” adıyla geçmektedirler. XII-XIII. yüzyıllarda Kıpçaklar’la beraber MoÄŸollar’a tabi olmuÅŸlardır. Karakalpak Türkleri eski Rus yıllıklarında “Çorniye klobuki”, Arap kaynaklarında “Karabörklü” adlarıyla anılırlar. Rus yıllıklarına göre Karakalpaklar; Uzlar, Peçenekler ve Hazarlar ile kardeÅŸ bir kavimdir. Rivayete göre Karakalpaklar’ın bir kısmı 11. yy’da Selçuklular’ın güney ve batıya doÄŸru gerçekleÅŸtirdikleri yayılma eylemine katılmış, çoÄŸunluÄŸu ise Aral Denizi civarında kalmışlardır.
     Karakalpak Türkleri, Tarihçi ReÅŸidüddin’e göre MoÄŸol istilası sırasında “Kavm-i külah-i siyah” adı ile biliniyorlardı. Yine Arap müelliflerinden En-Nuveyri Altınordu Kıpçak kabileleri arasında “Kara-Börklü” adını taşıyan bir topluluktan bahsetmektedir.
Kara-Kalpak (… Siyah SerpuÅŸ) ismi, bu Türk kavminin ırk hususiyeti ile ilgili olmayıp, bunların yaÅŸayış ve giyiniÅŸ tarzları ile alakalı diÄŸer topluluklardan onları ayırmak için kullanılmış bir ad olmalıdır.
     Rus Kroniklerinde Çorniye Klobuki ismine ilk defa 1146 tarihinde tesadüf olunur. Türk unsurunun en çok bulunduÄŸu saha Kiyef sahası olup burada Kumanlar hemcinsleri olan Karakalpaklar’la çarpışırlardı. Kumanlar bunları eski göç yerleri olan Karadeniz steplerinden sürüp çıkarmışlardı ve bundan dolayıdır ki, Karakalpaklar, Kumanların en amansız düşmanı olmuÅŸlardır. Düşmanların bütün harp sanatlarını bilen ve onlar gibi hafif süvari olan Karakalpaklar, yaptıkları akınlardan ganimetle dönmek, süratli akınlar yapmak ve askeri keÅŸiflerde bulunmak gibi önemli vasıflara sahiptiler. Ruslar, Karakalpaklar’ın kendileriyle birlikte oldukları durumda müstahkem mevkilerde ancak kendilerini Kumanlar’dan koruyabiliyorlardı. Kronikler, Rus kinezlerinin Karakalpaklar ile birlikte Kumanlar üzerine ondört sefer yaptıklarını kaydetmiÅŸlerdir.
    Karakalpaklar’ınen büyük harp meziyeti “esir almak”daki ustalıkları idi. İktidara gelen herhangi bir Kiyef Kinezi, devletin güney hudutlarında yaÅŸayan Karakalpak süvarilerinden müteÅŸekkil bir kuvveti de emri altına alıyordu. 1150 ve 1151 tarihlerinde olduÄŸu gibi Karakalpaklar, Kiyef kinezinin diÄŸer Rus kinezleri ile yaptığı savaÅŸlarda da yer alıyorlardı. Böyle bir durumda onlar ya bizzat Kinezin kumadası altına giriyorlar ya da genç kinezlerin veya voyvodaların kumandası altında savaÅŸa katılıyorlardı. Kiyef tahtında oturan kinezlerin Karakalpaklar’la iyi geçinmeye mecbur olduklarını bu örnekler açıkça göstermektedir.
    Rus kinezlerinin hizmetlerinde uÅŸaklık eden Karakalpaklar olduÄŸu gibi, emirler ve elçiler de vardı. Esirlerden aldıkları ziynetleri Karakalpaklar’ın hemen kulullandıkları görülmektedir. Bu Türk kültürü ziynetler zamanla Ruslar’a geçmiÅŸ ve bu olayda da Karakalpaklar’ın tesiri görülmüştür.
Karakalpaklar’ın kabilevi durumuna ve konumuna gelince Karakalpaklar kendi aralarında beÅŸ oymaktan ibarettirler; Kara-Koylu, Kara-Singir, Oymavut, İstek, Açamaylı. Bu oymaklar Amu-Derya Deltası’nda ve Semerkant’ın kuzeyinde “Ak-Tepe” de bulunurlar. Ayrıca diÄŸer bazı Türk topluluklarında olduÄŸu gibi Kıtay, Kıpçak, Keneges, Mangıt, Muiten ve Kongrat olmak üzere altı ana boydan oluÅŸan bir düzenleme de mevcuttur. Åžu anda Karakalpak ismi altında bulunan milletin adına, tarihi vesikalarda 16. yüzyılın sonlarına doÄŸru tesadüf olunmaÄŸa baÅŸlanmıştır. Ancak Karakalpakların yalnız 18. yy ve 19. yüzyıla ait olan tarihlerini tetkik etmek mümkündür. 12. yüzyılda Kiyef kroniklerinde “Çorniye Kolbuki” namını alan Ortazaman Peçenekleri’nin bugünkü Karakalpaklar’la akraba oldukları ile ilgili tez tarih ilim adamları arasında ihtilaflıdır. Bana göre 12. yüzyılda bahsedilen Karakalpaklar, günümüzdeki Karakalpaklar’ın bir parçasıdır. Bu yüzden yukarıda Kiyef kinezleri ile münasebette bulunan Karakalpaklar’dan da bahsetmek daha uygun olur.
Rus kronikleri Çorniye Klobukiler’e bazen Çerkesler dahi dediklerini kaydeder.
     Karakalpakların yalnız Türklerle (Kıpçaklar vs.) deÄŸil Çerkeslerle dahi karışarak kendi adlarını yavaÅŸ yavaÅŸ kaybederek karıştıkları milletlerin adını almaları muhtemeldir. Howorth’a göre Karakalpak kabilesi Nogaylar’ın bir koludur. Karakalpaklar’ın kendi rivayetlerine göre de, onlar, Nogaylardan kopmuÅŸlardır, onlar, kendilerine malum olan en eski vatanlarının İdil nehrinin saÄŸ tarafı (Kazan ile Astrahan Hanlıkları arası) olduÄŸunu bilmektedirler. Eski vatanlarını terketmeye sebep olduÄŸunu düşündükleri bir rivayete göre, Emir Timur (Orta Asya’da Tumurling’e bu isim verilir) Bulgar ÅŸehrini tahrip etmiÅŸ ve onlar da göç etmek zorunda kalmışlardır. DiÄŸer bir rivayete göre de Karakalpaklar’ın buraları terketmesine sebep, Ruslar’ın Kazan ÅŸehrini iÅŸgal etmeleri dolayısıyla meydana gelen hadiselerdir.
    BaÅŸka bir rivayete göre de: (Bu rivayet daha sonraları yazılmıştır) Karakalpaklar’ın ataları Kazan ÅŸehrini kurmuÅŸlar ve daha sonraları oralarda meydana gelen kargaÅŸalıklar sonucu onlar vatanlarını terketmeye mecbur kalmışlardır. Bu son rivayetin gerçek olması halinde bugünkü Tataristan’ın BaÅŸkenti Kazan’ı Karakalpak Türkleri’nin atalarının kurması gerekir. Karakalpak Türkleri böylelikle İdil’in sol (Buhara) sahiline geçerek rivayete göre Aral Denizi’ne doÄŸru ilerlemiÅŸler ve bu denizin kuzeyinden geçerek Sırdeya Nehri’nin aÅŸağı tarafına yerleÅŸmiÅŸlerdir.
    Karakalpak Türkleri 1722 ile 1740 arasında komÅŸu halkların yaÄŸmalamalarına karşı Deli Petro’dan defalarca yardım istemiÅŸler, ancak hiçbir destek gelmemiÅŸtir. Yine 1722-1744 yıllarında birkaç kere Yayık (Ural) nehri kenarındaki Rus ÅŸehrine saldırmışlar hatta Samarya’ya kadar gitmiÅŸlerdir. 1863 tarihinde Buhara’da bulunan Vambery “eski zamanda Nogaylar’ın sultanının Karakalpaklardan olduÄŸunu” iÅŸitmiÅŸtir.
    Rusya İmparatoru Petro adamlarından İvan Bucholtz ile Alexander Bekoviç Çerkeskii’yi haberini aldığı altın yataklarını tetkik etmek için Orta Asya’ya göndermiÅŸtir. Onların bu seferinde Hive hanı bunlara karşı mücadele etmiÅŸtir. Rus baskı ve nüfuzunun artması üzerine harekete geçen BaÅŸkurtlar’ın, Kazaklar’ın ve Karakalpaklar’ın Hanı seçilen Murat Han, önce Kalmuklar ve Kozaklar ile ittifak etmek istemiÅŸ, olmayınca önce Kırım’a sonra da İstanbul’a yardım temin edebilmek ümidiyle gitmiÅŸtir. Fakat Murat Han buralardan da eliboÅŸ dönmüş, Kafkaslarda Kuban havalisinde toplayabildiÄŸi küçük bir kuvvetle 1708 Aralığında MareÅŸal Åžemeremetov ile yaptığı savaşı kaybetmiÅŸ ve kendisi de Ruslar tarafından öldürülmüştür. Uzun zaman sessiz kalmalarından sonra Karakalpaklar, 1811′de Hive hanlığı yönetimine girmiÅŸlerdir. Karakalpaklar Hive hakimiyetinde kaldıkları süre içinde de sakin kalmamışlar sık sık Hive hanlarına karşı ayaklanmışlardır.
    Bunun nedeni olarak Hive hanlarına ödedikleri ağır vergileri göstermek mümkündür. Yine 1859 yılında ayaklanmışlar. Fakat Hive hanı Seyid Muhammed (18561865) bu ayaklanmayı bastırmıştır. Seyid Muhammed Han, Hive’deki halkın Rusya etkisinde kalmasından korkarak bazı giriÅŸimlerde bulunmuÅŸ ve son ayaklanmasının bastırılmasından sonra, her öldürülen Rus için bir ödül (100 tille) verileceÄŸini ilan etmiÅŸ, fakat onun bu teklifi ilgi görmemiÅŸtir. Daha sonra Rus gemilerinin Amu-Derya’ya girmelerini önlemek için Amu-Derya’nın bazı yerlerinde kale yaptırmıştır. 1863 yılında, Karakalpaklar, Sır-Derya bölgesine göçmek için Ruslar’dan koruma istemiÅŸler, fakat yardım alamamışlardır. 1873 yılında Ruslar Hive’ye girdiÄŸinde, halk onlara yardım etmiÅŸtir. Karakalpaklar, Ruslar’dan kendileri Hive’den ayırmalarını istemiÅŸlerdir.
    1873 yılında Rusya ve Hive arasındaki antlaÅŸmaya göre Karakalpaklar’ın çoÄŸu Rusya’nın hakimiyetine girmiÅŸler. Daha sonra da bu topraklarda Rus hakimiyeti kurulmuÅŸtur.
1917 ihtilalinden sonra Karakalpaklar 1918′de ilan edilen Türkistan Özerk Cumhuriyeti’ne dahil edildiler. 1920 yılında Hive hanlığı tamamen Rusya’nın hakimiyetine girmiÅŸ, böylece burada bulunan diÄŸer Karakalpaklar da Rus hakimiyetini kabul etmiÅŸlerdir. 1924′te burası Sovyetler BirliÄŸine dahil edildi. 11 Mayıs 1925′te Rusya Federasyonu içinde oluÅŸturulan Kazak Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin bir muhtar bölgesi haline getirilmiÅŸ, ancak bu muhtar bölge 20 Mart 1932′de Kazakistan’dan ayrılarak Rusya Federasyonu’na baÄŸlı Karakalpak Özerk Cumhuriyetine dönüştürülmüştü. 5 Aralık 1936′da SSCB Anayasasına göre Özbekistan’a devredildi. 6 Haziran 1990′da Özbek SSC Yüksek Sovyeti tarafından “Egemenlik Kararnamesi” kabul edildi. 31 AÄŸustos 1991′de Özbek sovyeti bağımsızlık kararı aldı ve Kasım 1991′de Karakalpakistan, Özbekistan’a baÄŸlı olmak kaydıyla egemenliÄŸini ilan etti. 1 Eylül Tarihi Özbekistan ile birlikte Karakalpakistan’da da Müstakillik (Bağımsızlık) Bayramı olarak kutlanmaktadır. Bugün Karakalpakistan, Özbekistan’a baÄŸlı muhtar bir cumhuriyettir.
 Dil
     Karakalpakça Kıpçak grubunun Kıpçak-Nogay As bölümündendir. Ses ve söyleniÅŸ özellikleri bakımından ÅŸu hususlar ön plana çıkar; Vokal ahengi tamdır. Dudak benzeÅŸmesi tam deÄŸildir. Bununla beraber Kırgızca da olduÄŸu gibi ilerleyici yuvarlaklaÅŸmalar görülür. (Sözgö: Söze) Yazı Dilleri bütün Türkistan ahalisinin XIX. yüzyılın sonuna kadar müşterek olarak kullandıkları Türkçe’dir. KonuÅŸma dilleri Kazak-Kırgızca’ya çok yakındır.
Karakalpak yazı dili, Karakalpakistan’ın kurulması (1925) ile baÅŸlar. Karakalpak ÅŸivesi, KuzeydoÄŸu ve Güney-batı olmak üzere, baÅŸlıca iki ağıza bölünmektedir. Birbirinden pek farklı olmayan bu iki ağızdan baÅŸka Karakalpakistan hudutları boyunca, bir de Karakalpak-Kazak, Karakalpak-Türkmen ve Karakalpak-Özbek Karışık ağızları vardır.Karakalpakça Nogayca ve Kazakça’ya çok yakındır. KuzeydoÄŸu aÄŸzı; Kara-Özbek, tahta Köprü ve Aral sahili bölgelerinde konuÅŸulur.
     Karışık Karakalpak-Kazak aÄŸzı da bu gruba girer. Memleketin geri kalan kısmında, yani Çimbay, Kökeyli, KuybiÅŸev, Kongrat, Åžomana, Hocaeli, Kıpçak, Åžahbaz ve Törtkül bölgelerinde güney-batı aÄŸzı konuÅŸulur. Kelime hazinesi esas itibariyle Kıpçakça’dan kaynaklanmaktadır. Bunun yanısıra Arapça ve Farsça kelimer de Lehçede bulunmaktadır. Birkaç kelime Çince’den gelmiÅŸ olup son zamanlarda gittikçe artan oranda Rusça’dan yeni kelimeler alınmaktadır. Radyo ve televizyon yayınları Karakalpakça, Rusça, Özbekçe ve Türkmence yapılmaktadır.
     Karakalpakça ilk defa Sovyet döneminde yazı dili haline gelmiÅŸ ve önce Arap harflerine dayalı bir alfabe geliÅŸtirilmiÅŸtir. Karakalpak halkının 1991′de istiklallerini elde etmelerinden sonra Rusça ikinci plana itilmiÅŸ, Rusça ikinci plana itilmiÅŸ, Rusça’nın etkisisinden kurtulmak için Latin harflerine geçiÅŸ hızlandırılmaya çalışılmaktadır.
       Din
     Karakalpaklar sünni Hanefi mezhebindendirler. İslam dinini ne zaman kabul ettikleri tam olarak bilinmemektedir. Ancak muhtemelen farklı bir etnik grup olarak ortaya çıktıkları 10 ile 13. yüzyıl arasında kabul etmiÅŸlerdir. Karakalpaklar dindarlıkları ile ünlüdür. Nitekim Rus araÅŸtırmacıları da Karakalpaklar’ın Orta Asya’da yaÅŸayan Türkler arasında dinine en çok baÄŸlı topluluk olduklarını tesbit etmiÅŸlerdir. NakÅŸibendi, Kübrevi, Yesevi ve Kalenderi tarikatları bölgede oldukça etkilidir.
      Bölge halkı ile en kuvvetli iliÅŸki kuran tarikat Kübreviliktir. Kurucusu Necmeddin-i Kübra’dır. (M.S. 1145-1221) Kübreviye tarikatında belli bir ÅŸii nüfuzu da söz konusudur. Karakalpakistan’da tasavvuf hala etkilidir. 1914 yılında 553 cami bulunmasına raÄŸmen günümüzde bu camilerden fazla birÅŸey kalmamıştır. Nukus, Törtkül, Hocaeli ve Çimbay’da camiler mevcuttur.
Kaynak :http://turktarih.net/tarih/927/karakalpak-turkleri-ve-bugunku-karakalpakistan